28 Mart 2013 Perşembe
BANA KENDİMİ ÖNEMLİ HİSSETTİR
BANA KENDİMİ ÖNEMLİ HİSSETTİR
Herkes boynunda bir levha taşır ve bu levhanın üzerinde -Bana kendimi önemli hissettir- yazar. İnsanlarla çalışırken bu mesajı asla unutmayın…" Eğer üzerinde iyi çalışılırsa, bu tavsiye hayatınızı değiştirecek tavsiyeler arasında en önemlisi olabilir. Eşiniz, çocuğunuz, müşteriniz, iş arkadaşınız veya rastladığınız kişilerle olabilecek herhangi bir ilişkide uzun süreli bir etki yaratmak için en iyi yol karşınızdakinin değerli olduğunu hissetmesini sağlamanızdır. Ve işe başlamanız için 4 tavsiye:
1. Karşılaştığınız herkesi büyük bir hevesle selamlayın.
Hiç telefonda birisi ile konuşurken veya bir yerlerde birisine rastladığınızda sizinle yüksek bir enerji ve şevk ile konuştuklarında sanki karşınızdakinin size bayıldığını hissettiniz mi? Coşkulu ve içten bir sevk ile selamlama, tüm iletişimin gidişatını belirler. Bu son derece basit bir tekniktir, sadece en zor kısmı hatırlamaktır. Ama eger hatırlarsanız, tüm ilişkileriniz canlanacaklardır. Bu yöntemi, özellikle çocuklarınızla iletişiminizde kullandığınızda hayatı derinden etkileyen sonuçlar ortaya çıkabilir. Bir çocuk odaya girdiğinde basit bir sevkli karşılama ve taktir, onunla iletişimde mucizeler yaratır.
2. Yavaşlayın
Sohbetlerinizde karşınızdakini gerçekten dinlemek için vakit ayırın. Birisi ile konuşurken, sonra ne söyleyeceğinize değil, sözleri ile, tonlaması ile ve beden dili ile "onun" ne söylediğine odaklanın. Rahatlayın ve yanıt vermeden dinleyin. Bu şekilde karşınızdakini derinlemesine dinleme üzerinde çalıştıkça, karşınızdakinin ihtiyaçları üzerinde çalışın. Sohbet sırasında kendi ihtiyaçlarınızı bir tarafa bırakın ve "onların" bugün neye ihtiyaçları olduğunu anlamaya odaklanın. Her karşılaşmayı, normalde çok telaşlı olabilecek bir günün molaları olarak değerlendirin. Yavaşlayın ve bir başkasıyla kurabileceğiniz bağlantının tadını çıkartın…Basit bir sohbet olsa da..
3.Geçmiş sohbetlerinizin ve karşılaşmalarınızın ayrıntılarını hatırlamaya çalışın
Size daha önce aktardıklarını sorun. İşteki sunuşu nasıl gitti, sorun. Hasta babası nasıl, sorun. Bu basit yöntemle insanlara sizin için ne kadar önemli olduklarını gösterirsiniz.
4. İnsanların sizin için yaptıkları küçük şeyleri taktir edin ve hiç bir zaman "teşekkür ederim" cümlesini söyleme fırsatını kaçırmayın.
Çok şaşalı bir şey olması gerekmiyor…birkaç nazik cümle veya kısa bir e-posta veya mesaj bile yeterli…Taktirinizi göstermek ve sevdiğiniz insanlara şefkat göstermek için basit yollar bulun. Belki bu bütün günü evde hasta çocuğunuzla geçiren eşiniz için eve giderken yemek götürmek olabilir. Belki bu annenize bir telefon etmek olabilir. Gün boyunca karşınıza çıkacakları onaylama ve taktir etmeyle ilgili nasıl bir adım atacağınızı düşünüyor olun. Etrafınızdaki insanları önemli hissettirdiğinizde, bir güven ve karşılıklı taktir ortamı yaratırsınız
Herkes boynunda bir levha taşır ve bu levhanın üzerinde -Bana kendimi önemli hissettir- yazar. İnsanlarla çalışırken bu mesajı asla unutmayın…" Eğer üzerinde iyi çalışılırsa, bu tavsiye hayatınızı değiştirecek tavsiyeler arasında en önemlisi olabilir. Eşiniz, çocuğunuz, müşteriniz, iş arkadaşınız veya rastladığınız kişilerle olabilecek herhangi bir ilişkide uzun süreli bir etki yaratmak için en iyi yol karşınızdakinin değerli olduğunu hissetmesini sağlamanızdır. Ve işe başlamanız için 4 tavsiye:
1. Karşılaştığınız herkesi büyük bir hevesle selamlayın.
Hiç telefonda birisi ile konuşurken veya bir yerlerde birisine rastladığınızda sizinle yüksek bir enerji ve şevk ile konuştuklarında sanki karşınızdakinin size bayıldığını hissettiniz mi? Coşkulu ve içten bir sevk ile selamlama, tüm iletişimin gidişatını belirler. Bu son derece basit bir tekniktir, sadece en zor kısmı hatırlamaktır. Ama eger hatırlarsanız, tüm ilişkileriniz canlanacaklardır. Bu yöntemi, özellikle çocuklarınızla iletişiminizde kullandığınızda hayatı derinden etkileyen sonuçlar ortaya çıkabilir. Bir çocuk odaya girdiğinde basit bir sevkli karşılama ve taktir, onunla iletişimde mucizeler yaratır.
2. Yavaşlayın
Sohbetlerinizde karşınızdakini gerçekten dinlemek için vakit ayırın. Birisi ile konuşurken, sonra ne söyleyeceğinize değil, sözleri ile, tonlaması ile ve beden dili ile "onun" ne söylediğine odaklanın. Rahatlayın ve yanıt vermeden dinleyin. Bu şekilde karşınızdakini derinlemesine dinleme üzerinde çalıştıkça, karşınızdakinin ihtiyaçları üzerinde çalışın. Sohbet sırasında kendi ihtiyaçlarınızı bir tarafa bırakın ve "onların" bugün neye ihtiyaçları olduğunu anlamaya odaklanın. Her karşılaşmayı, normalde çok telaşlı olabilecek bir günün molaları olarak değerlendirin. Yavaşlayın ve bir başkasıyla kurabileceğiniz bağlantının tadını çıkartın…Basit bir sohbet olsa da..
3.Geçmiş sohbetlerinizin ve karşılaşmalarınızın ayrıntılarını hatırlamaya çalışın
Size daha önce aktardıklarını sorun. İşteki sunuşu nasıl gitti, sorun. Hasta babası nasıl, sorun. Bu basit yöntemle insanlara sizin için ne kadar önemli olduklarını gösterirsiniz.
4. İnsanların sizin için yaptıkları küçük şeyleri taktir edin ve hiç bir zaman "teşekkür ederim" cümlesini söyleme fırsatını kaçırmayın.
Çok şaşalı bir şey olması gerekmiyor…birkaç nazik cümle veya kısa bir e-posta veya mesaj bile yeterli…Taktirinizi göstermek ve sevdiğiniz insanlara şefkat göstermek için basit yollar bulun. Belki bu bütün günü evde hasta çocuğunuzla geçiren eşiniz için eve giderken yemek götürmek olabilir. Belki bu annenize bir telefon etmek olabilir. Gün boyunca karşınıza çıkacakları onaylama ve taktir etmeyle ilgili nasıl bir adım atacağınızı düşünüyor olun. Etrafınızdaki insanları önemli hissettirdiğinizde, bir güven ve karşılıklı taktir ortamı yaratırsınız
Sevgi Kaşıkları
Bir gün sormuşlar ermişlerden birine: "Sevginin sadece sözünü edenlerle, onu
yaşayanlar arasında ne fark vardır?"
"Bakın göstereyim" demiş ermiş. Önce sevgiyi dilden gönüle indirememiş olanları çağırarak onlara bir sofra hazırlamış. Hepsi oturmuşlar yerlerine. Derken tabaklar içinde sıcak çorbalar gelmiş ve arkasından da, derviş kaşıkları denilen bir metre boyunda kaşıklar.
Ermiş "Bu kaşıkların ucundan tutup böyle yiyeceksiniz" diye bir de şart koymuş. "Peki" demişler ve içmeye teşebbüs etmişler. Fakat o da ne? Kaşıklar uzun geldiğinden bir türlü döküp saçmadan götüremiyorlar ağızlarına. En sonunda bakmışlar beceremiyorlar, öylece aç kalkmışlar sofradan.
Bunun üzerine "Şimdi..." demiş ermiş. "Sevgiyi gerçekten bilenleri çağıralım
yemeğe." Yüzleri aydınlık, gözleri sevgi ile gülümseyen ışıklı insanlar gelmiş oturmuş sofraya bu defa. "Buyurun" deyince her biri uzun boylu kaşığını çorbaya daldırıp, sonra karşısındaki kardeşine uzatarak içmişler çorbalarını. Böylece her biri diğerini doyurmuş ve şükrederek kalkmışlar sofradan."İşte" demiş ermiş: "Kim ki hayat sofrasında yalnız kendini görür ve doymayı düşünürse o aç kalacaktır. Ve kim kardeşini düşünür de doyurursa o da kardeşi tarafından doyurulacaktır.
Şüphesiz şunu da unutmayın; hayat pazarında alan değil veren kazançlıdır her zaman...
Kaydol:
Yorumlar (Atom)